1997 yılında 189 ülke tarafından kabul edilen ve sanayileşmiş ülkelerin sera gazı salımlarını 2012 yılında kadar 1990’daki seviyelerinin %5’i oranında azaltmalarını öngören Kyoto Protokolü’nün bir sonucu olarak doğmuştur Karbon Dengeleme çalışmaları. Bu dengeleme çalışmaları ile birlikte Karbon Ticareti kavramı ortaya çıkmıştır.
Karbon Ticareti’nde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin salacağı maksimum sera gazı için kotalar belirlenerek ve gelişmiş ülkelere sera gazı salımlarını uygun maliyetlerle azaltmaları için yasal olarak bağlayıcı hedefler koyuldu.
 
Basitçe söylemek gerekirse, Karbona; günümüzün en önemli çevre sorunlarından bir olan Küresel Isınmaya neden olması sebebiyle ekonomik/parasal bir değer veriliyor ve insanlar, şirketler ve/veya hükümetler bunun ticaretini yapıyor. Bir başka deyişle, karbon kredisi satın alan ülkeler onu atmosfere verme hakkını almış oluyor ve karbonu satan ülkeler ise karbonu atmosfere vermekten vazgeçmiş oluyor. Bu sebeple, karbon pazarı karbonun alım ve satımını kolaylaştırmak için oluşturulmuş bir ortam. Böylece, sera gazı salım kotalarını aşmak üzere olan işletmeler veya hükümetler, karbon kredileri satın alabiliyor. Bu krediler daha sonra küresel ısınmayla mücadele etmeyi amaçlayan projelerde kullanılabiliyor. Kyoto Protokolü’ne göre, anlaşmaya taraf ülkelerin sera gazı salımlarının eşit ölçüde salım iznine denk olması gerekiyor. Kyoto Protokolü çerçevesinde gerçekleşen işlemler Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi altında kurulan Temiz Kalkınma Mekanizması (CDM) Yönetim Kurulu ve Ortak Uygulama Teftiş Kurulu gibi özel organlar tarafından düzenleniyor ve denetlenmektedir.
 
                Karbon Dengeleme’nin Türkiye Açısından Önemi:
       Türkiye 2009 yılında Kyoto Protokolüne imza attı.
       Protokolün “gelişmiş ülke” sınıfında yer alan Türkiye, herhangi bir hazırlık süreci olmadan 2012 yılında Birleşmiş Milletler’in protokol direktiflerini direkt olarak uygulama yükümlülüğüne girmiştir.
       AB ile çevre müzakerelerine devam ediliyor.
       Çevre uyum yasalarındaki eksiklikler nedeniyle, yapılması gereken direktifleri hükümet tarafından ilgili sektörlere görev olarak yansıtılacaktır.
       Her bir ülkeye, sınıfı oranında karbon emisyon tahsisi yapılacaktır.
       Bu tahsis hükümet tarafından ülke genelinde tüm sektörlere, üretimdeki payı nispetinde dağıtılacaktır.
       Finans sektörü payı, sektörün oyuncularına Pazar payları oranında dağıtılacaktır.
       Aktif bir özel sektöre sahip ve ihracatının üçte ikisini AB ile gerçekleştiriyoruz.
       01.01.2012 tarihinde yurtdışına çıkacak olan her sanayi ürünü için “Karbon Emisyonu” sertifikası düzenlemek mecburi olacaktır.
       Sertifikası olmayan ürünler AB ülkelerine ihraç edemeyecektir.
       Türkiye’de faaliyet gösteren her kurumun bu sürece hazırlanarak gerekli sertifikasyon çalışmalarını başlatması gerekmektedir.
                                     Firmalar İçin Karbon Yönetimi Projesi
Konuya ilişkin detaylı bilgi almak için firmamızla iletişime geçiniz lütfen
Beyaz Sosyal Sorumluluk ve İletişim Danışmanlığı
(0 216) 321 14 90                             (0 542) 656 61 000




Detaylı Bilgi İçin; www.sudanelektrikuretimi.com
ANKET
Hangi Alanda Gönüllü Olmak İstersiniz?